Recep İvedik'in İstanbul'dan başlayan, Antalya'ya uzanan macerasında başından geçenler, Türkiye'mizin sıradan insanının güzel ve eğlenceli bir karikatürü. Araya kamyoncular derneğine üyelik töreni gibi fantastik öğelerin katılması, daha yüksek beklentileri olan insanları da mutlu etmiş olabilir. Karakterimiz İstanbul'da bularak Antalya'ya götürdüğü işadamının cüzdanından hiçbir şey almıyor; ama işadamına da seni her an bir şey için arayabilirim demekten de geri durmuyor. Dürüstlükle çıkarcılığın yan yana gittiği çok ilginç bir kişilik Recep İvedik. Güzel kadınlara bakmaktan geri durmasa da, çocukluk aşkına beslediği sevgiyi yetişkinliğinde de saklayan romantik bir kişiliğe sahip. Kullanılan dilin çocuklar için uygun olduğunu düşünmüyorum ama yetişkinler için güzel bir eğlencelik.
Roland Emmerich'in 'Milattan Önce 10.000' isimli filmi, belirli ölçüde bazı klişeler içerse de, bir film içinde kurgusal bir liderin ortaya çıkışı oldukça güzel işlenmiş. Milattan 10 bin yıl önce mamutlarla çarpışan bir kavmin içinden bir gencin, kendi toplumunun geleceğini değiştirmesi. Üniversitelerde liderlik derslerinde gösterildikten sonra bir-iki saatlik tartışmalarla değerlendirilebilecek güzel bir yapım. Bir parça Mel Gibson'ın Apocalypto'sunu çağrıştıran bölümleri olsa da liderlik konusunu işlemesi açısından daha başarılı bir film.
Orijinal bir çizgi film izlemek isterseniz, son dönemin en müthiş filmi Brad Bird ve Jan Pinkava'nın 'Ratatouille-Ratatuy'. John Lasseter'in Toy Story'sinden sonra en müthiş öykülerden bir tanesi. Tüm yetişkinlere ve çocuklara tavsiye ederim. Birkaç defa izledim. Çok ince ayar çalışılmış ve müthiş bir mesajı var. Filmin sonunda kağıdınızı kaleminizi hazırlayın ve yemek eleştirmeninin müthiş yorumu olan cümleyi yazdıktan sonra 'Bu adam ne demek istedi?' diye düşünün. Bu arada animasyonlardan söz etmişken bir başka süper animasyonu da önereyim: Kelly Asmaron ve Lorna Cook'un 'Spirit'i. Çizgi filmlerde dramanın zirvesi. Kişisel gelişim açısından süper bir öykü.
'Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım' Bayrampaşa Cezaevi'ndeki hükümlüler başka bir cezaevine aktarılmadan önce çekilmiş çok hoş bir film. Çamaşır yıkama sahnesi son derece güzel. Türkiye'deki hukuk sisteminin yavaş işleyişine dikkat çekiyor. Hukuk sistemi ne var ki, sıradan insanları koruyamıyor.
Wes Anderson'un Darjeling Limited, bu yıl izlediğim en rahatsız edici filmlerden biriydi. Üç erkek kardeşin yüzlerce çanta ve bir asistanla Hindistan'da yaptıkları manevi bir yolculuğun öyküsü. İğrenç üç karakterin öykünün sonunda normalleşmeyi başarmaları izleyiciyi şaşırtabiliyor. Wes Anderson'un 2001 yılında yaptığı The Royal Tennenbaums isimli filmi, Darjeling Limited'in çıkış noktası gibi. Bu filme de ayrıca tahammül etmeniz gerekiyor. Ancak kişisel gelişim/değişim/dönüşüm geçirme açısından laboratuvar niteliğinde iki film.
İzlediklerimin içinde en çarpıcı film, Robert Redford'un Lions for Lambs-Kuzular İçin Aslanlar isimli filmi. Neden en çarpıcı film? Benim uzun süredir insanlara anlatmaya çalıştıklarımı 'küt' diye önünüze koyuyor. Filmin içinden Amerikan politikasını çıkararak sadeleştirdikten sonra elimizde süper bir mesaj kalıyor: "Televizyonlarınızı kapatın, eleştirmeyi bırakın, rahatınızı bozun ve dünyayı değiştirmek için bir şeyler yapın."
Not: İnsancıl Kapitalizm Yazıları'na kısa bir ara verdim; sürdüreceğim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder